Halkımızın yaklaşık %90'ının yok edilmesi ve anavatanlarından sürülmesiyle sonuçlanan Çerkes Soykırımı'na yol açan Rus-Çerkes Savaşı'nın sona ermesinden kısa bir süre sonra, Rus generaller Çerkeslerin birkaç nesil içinde bir halk olarak varlıklarını yitireceklerini yazmışlardı.
Gerçekten de halkımız yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Ancak, bir ulus olarak silinip gitme riski taşıdığımız o en tehlikeli dönemi çoktan geride bıraktığımıza inanıyorum.
En büyük tehlike, bir halkın kendi benlik bilincini yitirmesi ve artık ulusal çıkarlar ya da bütünleşmiş bir topluluk perspektifiyle düşünmemesi durumunda ortaya çıkar.
Uzun yıllar boyunca, pek çok ülkeye ve bölgeye dağılmış olan Çerkesler birbirinden kopuktu ve aralarında bir bağ yoktu. Ayrı adalar misali, tecrit edilmiş bir halde yaşıyorduk. Ancak her şeye rağmen, o dönem yavaş yavaş geride kalıyor.
Bugün, dünyanın dört bir yanındaki Çerkesler yeniden bağ kuruyor. Her geçen yıl; bireyleri, örgütleri ve toplulukları birbirine bağlayan yeni yatay ilişkiler ortaya çıkıyor ve güçleniyor. Giderek daha fazla Çerkes, kendisini ortak çıkarlar ve ortak bir gelecek etrafında birleşmiş tek bir halkın parçası olarak görmeye başlıyor.
Ortak hedefler ve ortak bir anlayış oluşturma süreci işliyor: Çerkeslerin bir ülkedeki veya bölgedeki konumunun güçlenmesi, nerede yaşarlarsa yaşasınlar tüm halkımızı kuvvetlendiriyor. Aynı şekilde, dünyanın bir bölgesindeki Çerkeslerin yaşadığı acı da hepimizin ortak acısı haline geliyor.
Herkes henüz bu süreçleri tam olarak kavrayamamış olsa da, bunu anlayanların sayısı her yıl artıyor. Çerkesleri yalnızca Kafkasya bölgelerine, Türkiye'nin şehirlerine ve Avrupa, Orta Doğu ve Amerika'daki diasporalara dağılmış parçalı gruplar olarak görenler, halkımızın gerçek potansiyelini göremiyorlar.
Bu potansiyel henüz tam anlamıyla hayata geçirilmiş değil; adeta uyur vaziyette duruyor, ancak uyanış çoktan başladı.
Bugün Çerkesler dünya genelinde elliden fazla ülkede yaşıyor. Bu ülkelerin her birinde kendimize has bağlantılara, fırsatlara ve etki gücüne sahibiz. Bizi birbirimize bağlayan unsurlar; ortak bir tarihsel hafıza, müşterek bir trajedi ve göğüslediğimiz acıların yanı sıra, ortak bir kültür ve dünya görüşü —*Adıgagel* ve *Habze*— ile anadilimiz, kimliğimiz, bayrağımız ve akrabalık bağlarımızdır.
Yeniden tek ve bütünlüklü bir yapıya dönüşüyoruz. Farklı ülkelerdeki Çerkesler arasında kurulan her yeni temas ve gerçekleştirilen her ortak girişimle birbirimizi güçlendiriyoruz. Herhangi bir bölgedeki her türlü başarı, zafer ve konumumuzun güçlenmesi, tüm ulusumuza kuvvet katmaktadır.
İşte bu nedenle, nerede olursak olalım; birbirimizi tanımaya, destek olmaya, iş birliği yapmaya ve birlik içinde hareket etmeye gayret göstermemiz büyük önem taşımaktadır.
Çerkes halkı hayattadır ve uyanmaktadır.
Çerkes ulusu yaşıyor!
Çerkes ulusu uyanıyor!
Martin Kochesoko

Comments
Post a Comment